Sikişken Eltiler

İşyerimde otururken telefon çaldı. Açtım. Bir bayan, “İyi günler, Yavuz beyle görüşebilirmiyim?” dedi. Burda Yavuz bey diye birinin olmadığını, muhtemelen yanlış numarayı aradığını söyledim, bayan da telefonu kapadı. Birkaç gün sora tekrar aradı, “Yaa özür dilerim, (numarayı söyledi) numara bu değil mi?” dedi. “Numara doğru, ama burda Yavuz diye biri yok.” dedim. “Peki siz kimsiniz?” dedi. “Ben Metin.” dedim. “Ben de Gamze. Rahatsız etmiyorum umarım?” dedi. “Yoo ne münasebet Gamze hanım, siz rahatsız olmazsanız benim için sorun yok!” dedim. Neyse, biraz şurdan burdan sohbet derken bana, “Yanlış anlamazsanız birşey söylemek istiyorum.” dedi. “Niye yanlış anlayım, söyleyin bakalım neymiş?” dedim. “Aslında ben sizi bir arkadaşım adına arıyorum. Arkadaşım çok sıkılgan biri, böyle birşeye cesareti yok, onun için ben aradım, sizce sakıncası yoksa benden ziyade arkadaşımla konuşurmusunuz?” dedi.

Doğrusu kafam biraz karışmıştı, ama kabul ettim. Neyse arkadaşına verdi telefonu. “Merhaba!” dedim. Zorla bir merhaba çıktı ağzından. İsmini sordum, “Hüsniye.” dedi. “Sıkılmanıza gerek yok, sonuçta bu bir telefon konuşması, kapatırsınız biter! Sizi arayıp rahatsız etmem, korkmayın!” dedim. Bunu bildiğini, birkaç gün önce aradıklarını, benim onların numarasını aramadığım için güvenip onun için tekrar aradıklarını söyledi. “Neden arayayım ki, sonuçta bir yanlış numara. Hoş öyle olmasa da aramazdım! Çünkü sonuçta siz bir bayansınız ve bizim toplumumuzun yapısı da belli, sizi sıkıntıya sokmak istemem, ancak çağrı yapar veya ararsanız, bu gibi durumlarda arayabilirim!” dedim. O da buna çok memnun oldu. Derken sohbet biraz daha koyulaştı. Sesi kadar güzel olup olmadığını sordum. O kendini, ben de kendimi tarif ettim ve sohbet bir süre sora telde sevişmeye dönüştü. Ve bu telefonlar bir hafta kadar sürdü. Konuşmasında bunun sadece telde kalacağını söylüyordu. Ben de, “Sorun değil, sizin için yeterliyse benim içinde yeter, telde kalsın!” dedim.
Bir sabah yeni işe gelmiştim, çay falan içtim, biraz iş güç derken, içeri son derece kapalı 2 çarşaflı bayan müşteri girdi. Selam verdiler, bazı ürünlerin fiyatını sordular falan. Hal ve hareketleri çok tuhaftı, benden kartımı istediler, kartımı verdim. İsmimi sordular, “Metin.” dedim, teşekkür edip çıktılar. Ancak ilginçtir, Hüsniye hanım, ben her gün işe gelir gelmez sabahtan arardı, ancak bugün öğleden sora olmuştu ve halen aramamıştı. Saat 3 gibi tel çaldı. Numaraya baktım Hüsniye hanımın numarası idi. Açtım, “Hayırdır bugün geç kaldın?” dedim. O da, “Ne geç kalması? Daha sabah yanındaydım ya!” dedi. Şaşakaldım, “Nasıl yani?” dedim. “Bu sabah dükkana iki bayan gelmedi mi?” dedi. “Geldi.” dedim. “İşte o bayanlar ben ve Gamzeydi!” dedi. “Yaa böyle oyun olur mu? Neden kendinizi tanıtmadınız?” falan dedim. “Seni merak ettim, geldim gördüm. İlerisi için daha erken!” dedi. “Peki!” dedim. O ara bir müşteri girdi, ben teli kapadım, müşteriyle ilgilendim…
Biraz sonra tel yeniden çaldı. Baktım arayan o ilk başta bizi tanıştıran Gamze hanım. Müsade istedim, “Müşterim var, birazdan arayın!” dedim kapadım. Müşteri gittikten 15-20 dakika sonra tel tekrar çaldı. Tekrar Gamze hanımdı. Hoş beş derken, o da bugün beni görmeye geldiklerini onayladı. Sonra da Hüsniye ile ilişkimizin ne durumda olduğunu sordu. Ben de anlattım tabii, ama sevişme kısmını atlayarak. “Yalnızca bu kadar mı?” dedi. “Ne bekliyordun ki?” dedim. O ise Hüsniyenin kendisine daha farklı anlattığını söyledi. Ben de onayladım ve “Yani bu kadarını da mı söylememi istiyordun?” dedim. “Evet!” dedi, hatta kendisinin de benimle her anlamda konuşmak istediğini söyledi. Ben de bunun doğru olmayacağını, arada Hüsniye hanımın olduğunu, sonra yanlış bir durumun ortaya çıkacağını falan söyledim. Ama Gamze ısrarla, beni gördükten sonra bunu istediğini, ancak Hüsniyeye söylememi istedi.
Derken artık ben ikisiyle de (birbirinden habersiz) telde sevişmeye başlamıştım. Tabii telin çok meşgul olmasından bu biraz Hüsniyenin dikkatini çekmişti. Ama o başka birileri mi var diye sorguya da çekiyordu. Neyse, Gamze hanım telde gerçek anlamda kendilerini tanıttı. Hüsniyenin kendisinin eltisi olduğunu, kocasının yurtdışında çalıştığını, senede 2-3 kez geldiğini, kendi kocasının da babasıyla birlikte Merter’de bir giyim mağazası işlettiklerini falan anlattı. Hüsniye ile aralarında herşeyi konuştukları için de, en azından telefonda olsun birilerinin yaşamında olması konusunda ısrar ettiğini, Hüsniyenin bu konuda çok ama çok sıkılgan olduğunu, kendisinin arayıp bu ilişkiyi başlattığını, Hüsniyenin hemen hemen bütün konuşmalarımızı ona anlattığını, bu yüzden de beni çok merak ettiğini, bunun için de böyle bir şey tasarlayıp dükkana beni görmeye geldiklerini anlattı…
Bunlar birkaç gün sonra bir kılıf uydurmuşlar, bana evlerinin adresini verip, dükkandan bir ürünü eve benim teslime getirmemi söylediler. Ben de kabul ettim. Ertesi gün hazırlandım, erkenden ürünü de yanıma alıp verilen adrese gittim. Apartmanda söylenilen zile bastım. Otomatiğe bastılar, kapı açıldı ve ben 3 katlı binanın en üst katına çıktım. Kapıyı Gamze hanım açtı, “Hoş geldin!” dedi. Hüsniye hanım da geldi, salona geçip oturduk. En alt katta kayınpederleri ve yaşlı kaynanaları, onun üzerinde Gamze hanımlar, en üst katta da Hüsniye hanımlar oturuyormuş. Gamze, “Ben size bir çay falan yapayım, siz 2 kumruyu da başbaşa bırakayım biraz!” dedi ve salonun kapısını kapayarak mutfağa gitti. Hüsniye hanımla ben başbaşa kalmıştım…
Halen inanamıyordum, o haftalardır telefonda seviştiğim, ikisi de birbirinden güzel hanımlar beni evlerine kadar almışlardı. Hüsniyenin gözlerinin içine bakıyordum. Sarıldım, güzel bir kucakladım sımsıkı, öpüşmeye başladık. Bir taraftan öpüşüyor, birtaraftan da bütün vücudunda ellerimle geziniyordum. Giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını öyle bir okşuyordum ki, Hüsniye hanım gözlerini kapamış, “Ne olursun sev beni!” diyordu. Üzerindeki tişörtü yukarı sıyırıp, o muhteşem dirilikteki göğüslerini yalarken, elimi bacaklarının arasından küloduna kadar sokmuş, külodunun üzerinden amını okşuyordum. Külodunu hafif yana çekip parmağımıamına soktuğumda içim gitti. Öyle ıslanmış ve sıcaktı ki, bir an önce aşağı inip o amını yalamak, yemek ve o sıvıyı tatmalıydım. Çünkü girip çıkmak falan beni fazla ilgilendirmiyor bir ilişkide, daha ziyade yalamak, dilimi, parmaklarımı sokup, seyrederek okşamak isterim…
Hemen aşağı indim, külodonun üzerinden amını öpüp kokladım. Külodunu yana çekip, o muhteşem sıvıyı dilimle tatmaya başladım. Hüsniye ise sadece gözlerini kapamış, göğüslerini okşayarak iniltiler çıkarıyordu. Kapı vuruldu, biz toparlandık biraz, ama ikimiz de darma dağındık, yüzümüz kıpkırmızı, nefes nefese, gözler kaymış, uçmuştuk resmen. Gamze hanım gülerek, “Çay molası aşıklar!” dedi. Bir taraftan çaylarımızı içiyor, bir taraftan da Gamze hanımı dinliyorduk. Gamze hanım, “Hüsniye yengemin aylardır siftahı yok, ama senin de ondan aşağı kalır yanın yok gibi!” diyordu. Benim ne yapıp edip Gamzeyi de işe katmalıydım, bunu Gamze de, ben de çok istiyorduk. Derken Gamze, “Ben yandayım, siz rahatınıza bakın!” deyip çıktı…
O çıkar çıkmaz biz tekrar tutuştuk, ben durmadan yiyordum. Hüsniyeyi dizlerinin üzerinde domalttım, eteğini yukarı sıyırıp külodunu çıkardım, başladım bu pozisyonda amını yalamaya ve o muhteşem götünü öpüp yalayıp dilimi sokuyordum. Bir bir parmaklarımı amının ıslaklığında ıslatıp, götünü yumuşatıp parmaklarımı yollayıp açılmasını seyrederek amıyla ve götüyle oynuyordum. Hüsniye hanımsa o muhteşem poposunu yavaş ve ritmik hareketlerle aldığı zevki hem anlatıp hem ahenk tutuyordu. Derken döndü öylece çekyata oturdu, fermuarımı indirip benimkini çıkardı. Diliyle gezinip, arada bir ağzına alıyor, sonra tekrar çıkarıp, bacak aralarımdan taşaklarıma öyle bir gezinip yalıyordu ki, çıldırıyordum…
Az sonra tekrar kapı tıkladı, biz yine toparlandık. Gamze, “Bir arzunuz var mı?” diye sordu, biz de teşekkür ettik. Gamze tekrar gitti, ama bizim konsantrasyonumuz bozulmuştu. Hüsniye’ye, “Gamze hanım yerinde duramıyor!” dedim. “Evet biliyorum, mahsustan yapıyor, anahtar deliğinden bizi izlediğini de biliyorum!” dedi. “Peki bize katılmasının sakıncası ne? Siz mi istemediniz?” dedim. O da, “Evet, ama o benden de istekli ve arzulu biri, kaldı ki bu kadar şeyi de o başardı, sanırım biraz haksızlık ediyoruz! Gelsin mi?” dedi. Ben de, “OK, ama biz biraz daha onu kudurtalım, öyle aramıza katalım istersen!” dedim. Hüsniye hanım kalktı ve kapıyı açtı, tekrar geldi ve sevişmeye başladık. Ben Çek-yatta otururken Hüsniye hanım yere indi ve fermuarımı tekrar indirip kaldığı yerden devam etti. Ben bu durumda kapıya yüzüm dönüktü…
Ve bir müddet sora Gamze hanım kapının aralığında belirdi. Artık o da beni direk görüyor, benim onu seyrettiğimi görünce arada bir gözgöze geliyorduk. Gözlerine bakarak eteğini işaret ettim, kaldırması için. O da yavaş yavaş eteğini yukarı kaldırıp, tam göbeğine kadar topladıktan sonra, bir eliyle de külodunun üzerinden amını okşuyordu. Bense kendimden geçmiştim, Hüsniye hanımı kolundan tuttuğum gibi öylece yüzü bana dönük pozisyonda yarağımın üzerine oturttum. Tamamını alamıyordu, ben artık insiyatifi ona teslim etmiştim, kendi isteği ölçüsünde alıyor, yarağım bir çıkıyor bir kayboluyordu amında. Bir taraftan da Gamzehanımı seyrediyordum, artık eli külodunun içerisindeydi ve diğer eli de göğüslerinde dolaşıyordu. Hüsniyehanımı tekrar dizlerinin üzerinde domalttım ve arkadan amına girmeye başladım. O sadece altımda çırpınıp inliyordu, ben de biryandan kapı aralığına bakıyordum…
Rahat bir 35-40 dakika kadar hem siktim, hem çıkarıp amını ve götünü yedim yaladım. Parmaklarımı her iki deliğine de gönderiyor, sonra tekrar amını sikiyordum. Ama asıl niyetim o harika götünün yuvarlağını da denemekti. Hüsniye hanım yorulmuştu, ama kaç kez orgazm olmuştu bunu bilmiyorum. Kalktı ve lavobaya gitmek istediğini söyledi, gitti. O arada Gamze hanım damladı içeri, direk yanıma geldi ve dudaklarıma öyle bir yumuldu ki, nefesim kesildi. Eteğinin altından elimi atıp amının ıslaklığını yokladım. Lavabodan gelen su sesi kesilince Gamze hanım hemen ayrılıp mutfağa gitti. Ben de ellerimi ve yüzümü yıkamak için salondan çıktım. Hüsniye bana lavobayı gösterdi. Ben lavobada elimi yüzümü yıkayıp salona döndüm. Biraz bekledikten sora Hüsniye yanıma geldi, “Yaa sen ne harikasın, bitmek tükenmek bilmiyorsun, sade benim değil Gamzenin de aklını başından aldın!” dedi. Bu arada Gamze hanım tekrar çay getirdi, gözlerinin içi gülüyordu…
Çaylarımızı içip bir yandan da sohbet ediyorduk. “Eee Gamze hanım, dışardan manzara nasıldı?” dedim. “Yaaa müthişsiniz! Sanki seyretmiyor, size katılmışım gibi hissediyordum!” dedi. Bu arada Hüsniye lafa girdi, “İsterseniz ben hizmetinize bakayım, siz biraz takılın!” dedi. Gamze hanım hiç cevap vermedi. Hüsniye boşları toplayıp çıkınca, Gamzeyi kolundan tutup ayağa kaldırdım, ben yere uzandım ve Gamzeyi tam kafamın üzerine getirdim, alttan o manzarayı seyredip, külodun üzerinden o harika kalçaları ve amını okşuyor, külodun yanından amının o tatlı ıslaklığına parmaklarımı kaydırıp, o ıslaklıkla muteşem götünü de yokluyordum. Sonra külodunu indirdim ve yalamaya başladım. Gamze çıldırıyordu…
Ayağa kalktım giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını okşayıp, o kiraz dudakları yiyordum. Bu arada kapı tamamen açılmış ve Hüsniye kapının hemen dışında bizi izliyordu. Ona bakınca bize doğru geldi ve arkadan bana dokunup okşamaya başladı. Aman tanrım, iki harika perinin arasında kalmıştım. Birinin dudağını dilini yiyip, ellerimle her yerini okşarken, öbürü arkadan ensemi kulak memelerimi ağzına alıp, boxerimin üzerinden yarağımı okşuyor, içerisine elini sokup çıplaklığıma dokunuyordu. Gamze hanımı Çek-yata dizlerinin üzerinde domalttım ve külodunu indirerek yalamaya başladım. Amını ve götünü yalıyordum. Hüsniye ise boxerimi tamamen çıkarıp alttan yukarı yalayıp öpüp okşuyor, ağzına alıyordu…
Önümdeki manzara harikaydı ve Gamze hanımın götten de aldığı, bir iki yalayıp parmaklarımı götüne oturtunca, iyice belli oluyordu. Götü öyle açılıyordu ki, bayılıyordum. Ayağa kalkıp Gamze hanımım amına yavaş yavaş girmeye başladım. Öyle tatlı kayıyordu ki, resmen eriyordum. Ben çalıştıkça Hüsniyenin arkadan beni okşamaları aklımı başımdan alıyordu. Sonra Hüsniyeyi de kolundan tuttum ve Gamze hanımın pozisyonunda ikisini de dizlerinin üzerinde Çek-yata domalttım ve Gamze hanımdan çıkıp Hüsniyeye, Hüsniyeden çıkıp Gamzeye, mekik dokuyor, birinin amından çıkıp, ötekinin götüne sokuyordum…
Sonunda sikişimiz bittiğinde hepimiz nefes nefese ve ter içinde kalmıştık. Kısacası saat 10 gibi gittiğim evden 15:30 civarı çıkabilmiştim ve ayakta zor duruyordum. Geç boşalma sorunu olan erkekler bilir bunun acısını.

Arkadaşıma Asılan Adama Ben Siktirdim!

Merhaba ben Bahar. Bursada kızıyla yaşayan, 32 yasında, 1.75 boyunda, 50 kilo, sexi, çekici fiziği olan, bakımlı hoş bir dul bayanım. Kocamdan ayrıldıktan sonra, ailesiyle yaşayan Ebru adında bir bayan arkadaşımın yanında kalmaya başladım. Ebru da benim gibi arayışları olan, benim gibi istekli ve arzulu biriydi. Ebru ile akşamları başbaşa odasında olduğumuzda, arkadaşlık sitelerine girer, kendimize uygun erkekler arardık. Yine böyle bir akşam sitede dolaşırken Ebru ile yazışan bir erkeği farkettim. Adam profiline resmini de koymuştu, oldukça hoş biriydi. Yazışırken adam işini de iyi biliyordu, bir kadının istediği ne varsa onları yazıyordu. Adam Ebruya buluşmak istediğini ve güzel bir gün geçirmek istediğini, pişman olmayacağını söylüyordu. Ebru ise, “Bilmem, bir düşünmem lazım!” diyordu…
Kocamdan boşanırken çok stresli zamanlar geçirmiştim ve aslında böyle bir güne benim de çok ihtiyacım vardı. Yazışırlarken adam Ebruya MSN adresini verdi. Ben de hayatımda ilk kez yaptığım birşeyi yaptım, adamın MSN adresini aklımın bir köşesine yazdım. Amacım daha sonra adamın adresini kendi MSN’ime eklemekti. Neyse, onlar yazışmaya devam etti, Ebru yarım saat sonra bilgisayarı kapatıp yattı.
Sabah kalktığımda Ebru işe gitmişti. Kendime bir kahve yapıp bilgisayarın başına geçtim. Hemen adamın MSN adresini kendime ekledim. Ekler eklemez adam kabul etti. “Merhaba!” diyerek yazmaya başladım. O da gayet nazikti, merhabayla karşılık verdi. Adresini siteden aldığımı ve tanışmak istediğimi yazdım. Adamın adının Yalçın olduğunu ve galerici olduğunu öğrendim. Şansıma aynı şehirdeydik. Çapkın birine benziyordu. “Beraber Webcam açalım!” dedim ve açtık. Onu gördüm, o da beni gördü, çok güzel ve tatlı olduğumu söyledi, ve akşam Ebruya yaptığı teklifi bana da yaptı. Ben de hiç beklemeden, “Evet!” dedim. Buluşmak istediğini söyledi, kabul ettim. Telefon numaralarımızı verdik, öğlen buluşmak için sözleştik…
Hemen banyoya girdim, güzel bir duş yaptım. En güzel sexi iç çamaşırlarımı (Leopar tangamı ve takım olan sütyenimi) giydim. Bacaklarımı, kasıklarımı, amımı, göt deliğimi güzelce kremledim. En sexi parfümümü heryerime sıktım. Fiziğim düzgün olduğu için dar kotumu, üstüne dekolte gömleğimi giydim. Buluşmaya hazır olarak heyecanla beklemeye başladım. aat 12’de aradı, hazır olup olmadığımı sordu. Hazır olduğumu söyledim. 20 dakika sonra tekrar arayıp buluşma yerimize geldiğini söyledi. Ben de hemen evden çıktım. Arabasını tarif etmişti. Eğildim baktım kendisi, hemen aracına bindim. “Merhaba!” diyerek öpüştük. Ne yapmak istediğimi, nereye gitmek istediğimi sordu. Ben de, “Ben misafirim, sana bırakıyorum!” dedim. Adam da, “Ozaman Mudanya’ya gidelim, önce yemek yiyelim!” dedi. “Peki!” dedim. Güzel bir balık restuaranta götürdü beni. Kendisi içmediğini söyledi, ben ise balığın yanında rakı içtim. Çok güven veren biriydi, yanında rahat hissediyordum kendimi. 2 saat sonunda sanki 40 yıllık arkadaş gibiydik. Yemekten sonra deniz kenarına çekti arabasını, sohbete orada devam ettik. Okadar güzel ve tavlayacı konuşuyordu ki! Ve tabiki gözleriyle resmen beni de beceriyordu. Gözlerim pantolonunun önüne takıldı, kot giymesine rağmen siki belli oluyordu. Birden yanıma sokuldu ve dudaklarıma yumuldu. Önce, “Yapma lütfen, acele ediyorsun!” dedim, ama boşandıktan sonra bu kadar çok etkilendiğim biri olmamıştı, kendimi ona teslim etmeye karar verdim. Resmen dudaklarımı dilimi emiyor yutuyordu. Bir hamlede göğüslerimi sütyenden dışarı çıkardı. Sanki aç kalmış bebek gibiydi. Memelerimi deli gibi yalayıp emiyordu. Yavaş yavaş amcığım hareketlenmeye başladı. Ben de onun kotunun üstünden yarağını okşamaya başladım. Kudurmuş gibiydik. Elleriyle, dudaklarıyla heryerime dokunuyordu. Amcığım sulanmaya başlamış, alkolün de etkisiyle arzularım tavan yapmıştı. Kulağına eğilip, “Heryerim senin, sik beni!” dedim. O da, “Otele gidelim!” dedi. Hemen yakındaki otele geçtik.
Odaya girer girmez dudaklarıma yapıştı. Yatağa yıkıldık. Boynumu kulağımı öpmeye başladı. Delirmişti. Hemen gömleğimi çıkardı, sütyenimi kotumu çıkardı. Tangamı çıkarmadan kenara çekip, sulanmış amımı emmeye başladı. Dili o kadar tatlıydı ki, dolu olan arzularım patladı. Kasıldığımı farkedince, gülerek, “Bu ilk boşalman sanırım!” dedi. Hemen tangamı çıkardı. Çırılçıplaktım. Halen kendisi soyunmamıştı, hemen kendisi de soyundu. Yarağı oldukça kalın ve iriydi. Hemen ağzıma verdi. Emmeye başladım. Deli gibi taşaklarını, yarağını emiyordum. Amımın suyu durmuyordu. Beni hemen yatağa sırtüstü tekrar yatırdı, parmak ucumdan kasıklarıma kadar emdi yaladı. Göğüslerimi iri elleriyle okşarken içim gidiyordu. Sikini içimde istiyordum, “Sok hadi!” diye yalvarmaya başladım. Ama o halen diliyle sikiyordu beni. Yalvarmama fazla dayanamadı, bacaklarımı yanlara ayırıp, sikinin kafasını yavaşça amcığıma soktu. Heyecandan ölecek gibiydim. Hele tamamını soktuğunda böyle bir zevk olamazdı, içimi doldurmuştu, o kadar zevk alıyordum ki nefesım kesilmişti. “Soookkkkkkk, daha hızlı sok!” diye inlerken, orgazmı tekrar yaşadım. Ama halen sokmaya devam ediyordu. Ben de halen istekliydim, 3 dakika sonra tekrar hazır olmuştum, amcığım titriyordu. “Lütfen beraber gelelim! Amıma boşal erkeğim!” dedim. O da beni kırmadı, beraber deli gibi boşaldık.
Ben sigaramı içerken, o da duşa girdi. Duştan geldiğinde siki dimdikti. Tekrar yanıma yattı, tekrar sevişmeye başladık. Dudaklarımı öpüşü, bana dokunuşu yine azdırdı beni. Amcığım sulanmış, yine sikmesini istiyordum. Amımı, göğüslerimi, tenimi dudaklarıyla doyurmaya devam etti. İçimden, İyiki gelmişim! dedim. Amcığımı yalarken, arada bir de göt deliğime dilini sokuyordu. İçim ürperdi, değişik duygular hissetmeye basladım. Boşandığım kocama bile götümden vermemiştim, ama isteklerim arzularım tavan yapmıştı, bu adama karşı koyamıyordum. Bana, “Seni götünden sikmek istiyorum, istermisin?” dedi. Ben de hiç yapmadığımı söyledim. “Bana bırak, inan pişman olmayacaksın!” dedi. “Peki!” dedim. Diliyle göt deliğimi zorlamaya başladı. Dili biramımda, bir götümdeydi. Amımın suyu zaten göt deliğimi ıslatmıştı. Feci şekilde azmıştım… Yarağını yavaşça götüme zorlamaya başladı. Kafası büyüktü, girmiyordu, ama itmeye devam ediyordu. Acı hissetmeye başladım, ama devam etmesini de istiyordum. Yavaş yavaş derken girdiğini hissettim. Ağzımdanacı bir, “Ahhhhh!” çıkınca, “İstersen çıkabilirim?” dedi. “Hayır, köküne kadar istiyorum, heryerimde istiyorum, sik beni!” dedim. Duyduğum acı 2 dakika sonra zevke dönüştü, çok zevk alıyordum. İnanamıyordum, beni götümden sikerken sanırım 3 kere arka arkaya boşaldım. Vuruşları sertleşmeye başladı, boşlacağını anladım, döllerini deliğimde istiyordum. “Götüme boşal!” deyince deli gibi boşaldı. Dölleriyle içim doldurdu. Resmen perişan olmuştum, ama değmişti, boşandığımdan beri ilk kez bu kadar tatlı, zevkli ve bol orgazmlı zaman geçirmiştim…
Bu arada arkadaşım Ebru onunla buluşmaya karar vermiş, bana fikrimi sordu. Ben de, “Git buluş istersen, eminim pişman olmazsın!” dedim. Buluşacağı adamla epeydir sikiştiğimi söylemedim tabii : )

Muhteşem baldızım ile seks

Merhaba değerli sex hikaye  okurları ben Yusuf  Yalovadan Size anlatacağım bu ikinci hikayem de Yalova da geçmektedir.Ayrıca bu hikayeyi kendi kendime düşünmeye başlasam olanlar oluyor ve menilerim dökülmeye başlıyor.Bazı nedenlerden dolayı abimlerde kalmam gerektiğini biliyordum Hem abimlerde kalmak hemde azıcıkta olsa degişik bir ortamın havasını solumak wardı.Birgün Yengemin kuzeni yani abiminde baldızı ebru oda sanıyorum ki hava degisikligine iten sebepleri vardı bu arada ebruyu hiç görmedim ve tanımıyordum gördüysem bile abimin ve yengemin dügününde görmüş olabilirdim ebru cok güzel bir manitaydı neyseki ebru cok güzel bir kız oldugundan biraz dekolte giyinmeyi sever ve bende bu davranısı yüzünden her gece 31 cekerdim düşünerek tabi ebruyu ve her türlü zewke gelir boşalmayı bir görev bilip gece faaliyetlerimde işimi yapardım.24ekim carsamba günüydü akşam erken eve geldim söylemeyi unuttum abim ve yengem beraber calışabildikleri Sigorta işine girmişlerdi akşam oldu yemege oturduk hep beraberce yemegimizi yedik kalktık masadan yengemin cay kahve faslı derken birer sigara içtik ve sonraki aşamada cok güzel filmler wardı birisini izlemeye başladık saatte epeyce geç olduktan sonra abimle yengem bize müsade diyerek yarın malum iş başı yapıcaz biz yatalım diyerek kendi yatak odalarına gectiler.( baldız sex hikayeleri )ben hemen düsünmeye başladım ne yapsam da şu güzel ebruyu sikebilirdim diye düsünürken aklıma bir hinlik girdi ebrucum ben banyo yapıcam ve sen beni bekleme yat dedim uykum yok ama istersen sana yardım edebilirim cevapını aldım bu bekledigim bir iletiydi bende ebruya karsılık tabi canım neden olmasın ki oluurr diyerek kıza karsı biraz tebessüm ettim oda karsılıgını werdi o zaman ben banyoya giriyim üstümü cıkarıyım sende gel belimi ovalarsın dedim oke dedi banyoya girdim anadan dogma soyundum girdim ama dayanamadım kendimi sabunlamadan cagırdım ebruyu ve beni sabunlamaya başladı ve bana her dokunusu benim gözlerimin kaymasına ve yarragımın dikilmesine neden oluyordu ebrunun dokunusları bir an hiç bitmesin diye yalvardım tanrıya cok acayip oluyodum düsünebiliyomusunuz? ve bir ara sordu yusuf sen hastamısın yo hayır ne alakası war dedim halbuki bende boşaldıgımın farkında bile degilmişim bir ara beni kendisine bogaz bölümünü lifleyecekken benim taş gibi olan aletimi görünce one öyle neye benziyor olabilir sence ebru dedimoda ne oldugu degilde kaCcm? ( porno hikayesi )neden bu kadar büyük oldugunu sordu bende 19 20cm var heralde bende sence kalınmı diye sordum hemde cok dedi dokunabilirmiyim dedi bende ewt cevapını werdim elleyince bide baktı ki sen boşalmıssın evet elindeki menimin kokusunu koklayınca bir tuhaf oldu ebru ve ben ebruyu dudaklarından öperek gıdıgını yalamaya başladım öpüşmemiz kısa sürdü ama ben gögüslerine indim başta seri hareket ederek ebrunun bal kutusunu yaladım bu böle olmıcak amcıgını ikiye ayırdım ve dilimi sokmaya başladım ve haykıra haykıra boşalttım ve zewk sularını icmeye başladım ebru benim icim dibi olmayan şelaleydi biraz gecmedi elini göt deligine sokup sokup genişletiyordu bir saat agzımla ebrunun amını sikmeye dewam ettim ve birden ebru kalktı yusuf şimdi sıra bende dedi hem banyoda uzandım belimi duvara werip ebrunun köpek durusu waziyetinde 19 20 cm lik yarragımı yalamaya başladı hiç cıkarmadan 16 17 dakika yaladı saksafon cekti sanki lolipop emiyordu ve menilerimi de ziyan etmeden yutuyordu sagolsun hiç zeval etmedi yani sonra 45 dakika da götünü siktiren ebru başlarda acıdıgını buzewki tatmadıgını söledi önce kremledim ne kadar krem warsa yedirdim götüne hani götünü parmaklamıştı ya o güzel götünü sikerken 2 defa uzun uzun icine boşaldım ama götüne girerken de hiç zorlamadı acıyordu ama biraz gecti ve zewk cıglıklarıyla beraber yusuf sen bir harikasın demesiyle bittim demeyi de unutmadı ve en son olarak benimle bir defa da beraber banyo yaparak sewiştik bu hikayeyi okucaklar…

Öğretmenime Verdim 5 i Kaptım.. hihihihi

Merhaba Sex Hikayeleri severler. ben Sevinç.23 yaşında 165 boyunda esmer bir bayanım.size lise yıllarımda başımdan geçen bir anımı anlatacağım.lise son sınıftayken.çalışkan bir kızdım ama fiziği bir türlü anlamıyordum ve notum sıfırdı.arkadaşlar hep git konuş kızım adamla falan diyorlardı.ben de alpan hocaya gidip konuşmak istediğimi söyledim.çıkışta gel dedi.bütün gün neler söyleyeceğimi düşünüp çıkış zili çalınca alpan hocanın yanına koşdum.beni odasına davet etti.oturduk.evet seni dinliyorum dedi.hocam dedim bu yıl son senem ama fiziğim sıfır nolur yardım edin dedim.bu sana biraz pahalıya patlar dedi.nasıl yani paramı istiyorsunuz.hayır sen yalnış anladın,ben okadar kolay not vermem,açıkça benimle birlikte olman gerekir diyince ben bi afalladım.hemen olmaz dedim tabii.sen bir düşün sonra beni ara,bu fırsatı herkese vermem deyip telefonunu verdi.akşam eve gidince bu konuyu enine boyuna düşündüm.bu nota çok ihtiyacım vardı.sınıfta kalırsam annemler çok kızacaktı.hem ne kaybederdimki diye düşünüp alpan hocanın verdiği telefon numarasını çevirdim ve teklifi kabul ettiğimi söyledim.oda yarın okul çıkışında evine gelmemi söyledi.tamam deyip kapattım.ertesi gün okul çıkışı hocanın evine gittim.salona geç dedi.kanepeye oturdum içecek bir şeyler getirdi.sohbet ettik falan bayağı samimi olduk.sonra kot pantolonumun üstünden bacaklarımı okşayarak hadi soyun artık dedi.ben kalktım.tişörtümü ve sutyenimi çıkardım .alpanhoca gözlerini küçük göğüslerime dikmişti.sonra pantolonumu çıkardım.içime siyah bir külot giymiştim onu çıkarma dedi.kendisi de soyundu.vücudu bayağı yapılıydı.külodunu çıkarırken çok heyecanlanmıştım hayatımda ilk kez bir penis görüyordum.bana penisini ağzıma almamı söyledi.kıllı bir penisi vardı ve ağzıma alma fikri bana çok iğrenç gelmişti.ama mecburdum.onu ağzıma aldığımda büyümeye başladı.artık ağzıma tamamını alamıyordum.alpay hoca ise sürekli tamamını al diyordu.sonunda kafamı öyle bir bastırdı ki penis boğazıma kadar girdi.nerdeyse kusacaktım.alpan hoca kısa sürede menilerini yüzüme fışkırtarak boşaldı.ardından benimkini yalamak istediğini söyledi.ben de külodumu çıkarıp kanepeye oturup bacaklarımı iki yana açtım.hemen yalamaya başladı.klitorisimi resmen emiyordu.ara sıra vajina dudaklarımı hafifçe ısırarak beni zevkten delirtiyordu.hemencecik boşaldım.alpan hoca tüm zevk suyumu yalayıp yuttu.penisi tekrar kabarmıştı.sonra bana yere uzanmamı söyledi.ben de yaptım.üstüme çıktı.penisini tükürükleyip içime girmeye başladı.kızlık zarımın yırtıldığını hissetmiştim.cinsel organımdan çıkan bir kaç damla kan halıya süzüldü.ben acı içinde bağırıyordum.alpan hoca gidip gelmeye başlatınca acı hissinin içine zevk de karıştı.ben ikinci kez boşalınca alpan hoca üstümden kalkıp içerigitti.sonra elinde iri bir salatalık ile döndü.köpek pozisyonu almamı söyledei,aldım.arkama geçti.penisini götüme sokmaya başladı.yine acı duymaya başlamıştım.ardından alpan hoca salatalığı da vajinamdan içeri soktu.salonun ortasında hem önden hem arkadan beceriliyordum.müthiş zevk almaya başlamıştım.artık zevkten inliyordum.ben dördüncü kez boşaldığım sırada alpan hoca da boşaldı.içime akan ılık meniyi hissede biliyordum.içimden çıkıp penisindeki artık menileri yalattı.ağızımın her yerine jölemsi menilerle bulaşmıştı.alpan hoca salatalığı da çıkardı ve onu yememi söyledi.herhalde tüm fantezilerini üstümde deniyordu.iğrenerek de olsa tüm salatalığı yedim.akşam orda kalmamı teklif etti.kabul edip annemleri arayıp haber verdim.bütün gece sabaha kadar alpan hocanın diğer fantezilerini gerçekleştirdik.o gece başka yerde tadamayacağım sayısız zevk tattım.onca zevkten sonra karnemdeki 5 de kar kaldı.

Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar!

Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık. 

Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum. 
Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla…” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe… 
Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep. 
Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım. 
Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay… Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü! 
Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı? 
Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım. 
Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt… Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu. 
Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma…” dedim çaresizlik içinde. 
Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim. 
İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki… 
Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım. 
İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti. 
Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu. 
Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı… Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye. 
Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi. 
Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden… 
Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum… 
Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem… Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu. 
Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı. 
O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde. 
Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini! 
Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi… 
Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece…” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim. 
“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni… Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge… Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim…” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu. 
“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim. 
Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı. 
Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm… Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi. 
Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı. 
Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım. 
“Ahhh… Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum. 
“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim. 
Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim. 
Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle. 
O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim. 
Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim. 
“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını…” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini… Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu. 
Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi. 
“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi. 
Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak… Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı… 
Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim. 
“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi. 
Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu. 
“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi… Girdi… Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım… Dur lütfen… Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu. 
Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini… 
Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum… 
Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki. 
Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim. 
Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim. 
“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim. 
6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.

Tamirhanede Amımı Götümü Dağıttılar

Selam. Daha önce Amcamın Kankaları hikayemi anlatmıştım sizlere. İnsan yarrak yemeye alışınca gerçekten duramıyor. Bir akşam üstü eve doğru arabamı sürerken arabam arıza yaptı. Kış olduğu için hava erken kararıyordu. Hemen servisi aradım. Servisten 2 kişi geldi ve arabayı yapmaya çalıştılar, ama olmadı, aracı servise çekmeleri gerektiğini ve ancak yarın sabah yapabileceklerini söylediler. Neyse, çekici geldi ve arabayı yüklediler. Ben bu sırada ustayla konuşuyordum. Ona, sabah 6 da arabaya ihtiyacım olduğunu söyleyip, bu akşam yapmaları için ikna etmeye çalışıyordum. Özel servis olduğundan patronu aradılar ve arabamı yapmak için izin aldılar. Neyse, servise gittik ve arabayı yapmaya başladılar.

Çok yorgundum ve ayakta duracak halim yoktu, arabanın arka koltuğuna uzandım. Hafif dalmışım, eteğim açılmış ve baldırlarım ve kalçalarım tamamen görünmeye başlamış. Bu sırada kapı açıldı ve ustalardan biri bana çay getirmiş. Tabi beni bu halde görünce gözleri parladı. Ben toparlanmaya çalışsam da, tangama kadar her yerimi görmüştü. İçim tuhaf olmuştu ve onlar arabayı yaparken bende tabureye oturup onları izlemeye başladım. Bana sıcak basmaya başladı, aklıma mukayet olamıyordum, beni orada 3 tamircinin de sikmesi aklıma geliyordu. Bu arada ustalar da gerçekten iri kıyım adamlardı ve hepsi kaslı kuvetliydi. Ben bu duygularla hafiften frikikler vermeye başladım. Ustalar arabanın altına yattıklarında benim her yerimi rahat görebiliyorlardı.
Azmıştım ve kendimi siktiricektim. Tuvalete gidip külodumu çıkardım ve tekrar gelip tabureye oturdum, artık ustalar amımı net görebilecekti. 5 dakika sonra ustalardan biri bunu farketti ve bana çaktırmamaya gayret ederek diğerlerine de söyledi. Şimdi 3’ü de arabanın altındaydı, ben de iyice bacaklarımı açıp onları deli ediyordum. Arabanın altından çıktıklarında hepsinin siki kazık gibi olmuştu, ama cesaret edemiyorlardı. Artık onları cesaretlendirmem gerekiyordu. Hemen tabureden kayar gibi yaptım ve yere bıraktım kendimi, “Ayyyy!” diye bir çığlık attım. 3’ü de hemen yanıma geldi. Etek boyum biraz kısa olduğundan heryerim tamamen ortadaydı. Bana yardım etmeye calışıyorlardı. Ayağımı burktuğumu söyledim ve “Doktora gitmem gerek…” dedim. Aralarından biri cesaretlendi ve “Sadece burkuldu abla, yanlış anlamazsanız biraz ovayım, iyi gelir, olmazsa gideriz doktora!” dedi.
“Peki!” dedim. Beni hemen arabanın koltuğuna taşıdı, kendisi de dizlerinin üzerine çökerek ayağımı ovuşturmaya başladı. Ama adam 2 dakika sonra terlemeye başladı, çünkü amım kabak gibi tam karşısındaydı. Ben de özellikle dizimi hafif kırarak, ayağımı onun dizine koymuştum. “Eliniz yoruldu herhalde? İsterseniz biraz da arkadaşınız yapsın!” dedim. O an inanın aralarında kavga çıkacak sandım, hemen diğer tamirci yerini aldı ve biraz da o yaptı. Bu öncekine nazaran biraz daha zıpırdı ve direk sıvazlıyarak yapıyordu, baldırlarıma kadar çıkıyordu. Benim artık sesimin tonu değişmeye başlamıştı, hafiften mırıldanmaya başladım. Anlamış olcak ki, “İsterseniz yazaneye götürelim sizi, daha da rahatlarsınız!” dedi. Ben artık biran önce sikilmek istiyordum, kısık bir ses tonuyla ve baygın bakışlarla, “Tamam!” dedim. Beni kucakladığı gibi yazaneye götürdü ve diğerleri de arkamızdan geldiler…
Elbirliği ile beni Çekyata yatırdılar. Çok geçmeden 3’ünün de elleri ayaklarımda ve baldırlarımdaydı, her yerimi kudurmuşlar gibi sıkıyorlardı. Bir çırpıda soydular beni, çırılcıplak kaldım. Biri direk amıma gömdü kafasını, diğeri memelerime ve ötekisi de sikini çıkarmış, ağzıma vermeye başlamıştı. Hepsi de açtı ve sanki beni bitecek yemek gibi bitirmeye çalışıyorlardı. Sikleri 15-16 cm vardı. Ama birtanesi çok kalın ve biçimsiz birşeydi, açıkcası korkuttu beni. 15-20 dakika yaladılar her yerimi. Sonra siki kalın olan yavaşça amıma girmeye başladı. Sanki amım yırtılıyordu. Alışkındım yarak yemeye, ama bu çok farklıydı. Amımda boşluk kalmamış ve çok zevk veriyordu. Biri de sikini gırtlağıma kadar sokuyordu. Ötekisi, “Bak kaşara, güya arabası bozulmuşta bize gelmiş, bunun canı resmen yarak istiyormuş, bunu güzel bir sikelim de, birdaha hep gelsin!” dedi. Bu beni çok tahrik etti, “Sikin de görelim bakalım nasıl sikeceksiniz!” dedim. Ben bunu demeye kalmadan içimdeki adam öyle bir pompalamaya başladı ki, kalbim duracak sandım. Durmak bilmiyordu habire pompalıyordu…
Nefes almakta zorlanıyordum, gözlerim kararmaya başladı, üstüste orgazm oluyordum. Amımı siken adam birden durdu, sikini amımdan çıkarmadan kucakladı ve beni indirip kaldırmaya başladı. Bu sırada diğeri de götüme geçirmeye çalışıyordu ve başardı da. Onlar ayakta, ben aralarında tost olmuşum, hem amdan hem götten sikiliyordum. İkisi de bu pozisyonda, biri amıma, diğeri götüme boşaldı. Beni indirdiklerinde bu sefer diğeri geldi beni 4 ayak domalttı, bir amıma, bir götüme sokup çıkarıyordu. Birkaç sokup çıkardıktan sonra sikmeyi bırakıp çekildi ve “Lan bu karı tam yolluymuş, amı götü folloş olmuş!” dedi. Bozuldum biraz, döndüm ve ona, “Lan ibne senin yarak küçükse, dolduramıyorsan, benim am göt naapsın?” dedim. Dumur oldu, “Sen görürsün orospu!” dedi. Bu konuşmalar beni azdırdıkça azdırıyordu. Bana iki tokat yasladı ve tekar domalttı,amımı ve götümü avuçlayıp sıktırmaya başladı. Bilirsiniz tamirciler çok kuvvetli olurlar, her yerim sızlıyordu. Sonra o koca parmaklarını götüme sokmaya başladı…
Bir ara hafifçe acı hissettim, şerefsiz meğerse 4 parmağını götüme sokmuş ve 5. yi de sokmaya zorluyordu, göt deliğim kocaman olmuştu. Arkadaşlarına, “Lan bu karı kolumu soksam alır!” dedi. Ben de, “Sende okadar yarak olsa onu da alırım, kolunu da!” dedim. Demez olaydım, kolunu bir soktu götüme, tüm servis çığlıklarımla inledi. Kolunu sokup sokup çıkarıyordu. Hem çok acı duyuyordum, hemde çok zevk alıyordum. Porno filimlerdeki gibi, artık göt deliğim kapanmamaya başladı. Beni hunharca sikmeleri çok hoştu, ama siktikten sonra herifler tam sapıttı, sanki Fetişistmişim gibi elimi ayağımı bağladılar, biri sopayla götümü kıpkırmızı yaptı, biri memelerimin uçlarını koparırcasına ısırıyordu, biri de amıma 4 parmak sokmuş oynuyordu. Ama arkadaşlar o 4 parmak 2 sike bedeldi!
Çok yorulmuştum artık ve acıkmıştım. Onlar da 2’şer defa boşalmışlar, zevklerini almışlardı. Kalktık toparlandık. Yemek söylediler ve yedik. Yemekten sonra artık arabayı yaparlar derken, tekrar beni sikmeye çalıştılar. Ben de, “Artık arabayı yapın, sabah işim var!” dedim. Birisi, “Sen merak etme tatlım, benim arabayı alırsın!” dedi ve beni sabaha kadar saatlerce siktiler. Götüme kol sokmalar, tek delikten 2 kişi sikmeler, boynuma köpek tasması bağlayıp dolaştırmalar, daha akla gelmeyecek bir sürü pozisyonda sabaha kadar siktiler beni. Ertesi akşama kadar amım ve götüm kapanmadı. Herhalde istesem birdaha böyle sikilemem, çok güzeldi!

Karımın Bakire Arkadaşının Kızlığını Ben Bozdum!

 

Ben Sedat. 46 yaşındayım. Kumral uzun boylu yakışıklı biriyim. Eşimse 42 yaşında bembeyaz tenli harika vücutlu biri. İyi bir işim var, gelir düzeyim de oldukça yüksek. Oğlumuz ilköğretimi bitirince onu yurtdışında okutmaya karar verdik. Uzun arayışlardan sonra İngilterede bir okula yerleştirdik. Eşimle hiçbir sorunumuz yok. Birbirimizi de deliler gibi seviyoruz. Yatakta da sınır tanımayız. Her şeyi deneyebiliyoruz. Oğlum yurtdışına gittikten sonra evde yalnız olduğumuz için cinsel hayatımız daha da renklendi. Fakat eşimin çocukluk arkadaşı Sibelin tayini İstanbula çıkıp gelince hayatımız biraz değişti. Sibel kısa boylu, minyon tipli, çok hoş bir kız. Mimar olarak çalışıyor. Ona bize yakın bir ev tuttuk. Evini taşıdı, oldukça sempatik bir ev olmuştu. Eşimle de çok iyi anlaşıyorlardı. Sık sık bize geliyor, biz de ona gidiyorduk. Oldukça güzel bir kız olmasına rağmen daha evlenmemişti. Konuşmalarımızda hep ona evlenmesini falan tavsiye ediyorduk. O da, “Buldukta mı evlenmedik?” diye geçiştiriyordu. Aramızda teklif yoktu. Ama ben ona cinsel açıdan hiç bakmıyordum. Aslında buna da ihtiyacım yoktu. Çünkü harika bir karım vardı ve her türlü ilişkiyi deniyorduk. 
Bir gece eşimle birlikte dışarıda yemekteydik. Ama eşim o gece çok farklıydı. Sanki vücudu elbisesinin dokunuşundan bile tahrik oluyordu. “Geç kalmayalım, eve gitmek istiyorum!” dedi. Saat 23 gibi kalktık. Daha yolda sarkmaya başlamıştı. Eve zor girdik, antrede öpüşmeye başladık, yatakta devam ettik. Harika olmuştu her zamanki gibi. Göğsümde yatarken konuşmaya başladık. İlk geceyi, gerdek gecemizi unutamadığını söyledi. Karım benimle evlenmeden önce hiç erkek arkadaşı olmamış, eline erkek eli değmemişti. Cinsel bilgisi sadece arkadaşlarının anlattığı kadarmış, düğün günü yaklaştıkça içindeki korku büyüyormuş. Düğün gecesinin heyecanı ve korku hepsi birbirine karışmış, ben hiç hissetmemiştim. Ama benim anlayışımla eşimin ilk gece korkularını yenmiş ve düşündüğünün aksine sexten zevk almış, nasıl girecek, nasıl patlayacak korkusunu atmıştı üzerinden. Eşim gerçektende o gece çok heyecanlıydı. Düğün gecesi balayı otelimizdeki süitte ben sanki o gece gerdek gecesi değil de özel bir buluşmaymış gibi davranmıştım. Eşimi sikmek isteğimi belli etmemiştim. Konuştuk gülüştük, sonra yatağa girdik sarıldık, sabaha kadar öyle devam etti. Ertesi gün öğleden sonra bozmuştum eşimin kızlığını. O da kendi isteğiyle olmuştu ve bir nevi ben onu değilde, kendi bozmuştu kendini. Ben sırt üstü yatmıştım, o da üzerime oturup amını sikime sürtüyordu. Daha sonra sikimin başını amına yerleştirdi ve çok zevklendiği bir anda kendini bıraktı. Sikim önce kızlığına dayandı. Bir hamle daha yaparak tamamını içine aldı. Sikimin kenarından ince bir kan sızıntısı oldu. Ve sonrasında ilk orgazmını yaşadı. Yıllar sonra bunun için tekrar teşekkür etti bana, ama benden o geceyi bir kez daha yaşatmamı istiyordu. Ben de, “Nasıl olacak?” dedim. “Ben planlarım, sen kendini bana bırak!” dedi. Yeniden sevişmeye başladık, ikimiz de daha coşkulu orgazm olduk. Ertesi gün eşim bir otelin balayı suitini tutmuş hafta sonu için. Anlatmaya başladı: “Çarşambadan itibaren bana dokunmayacaksın. Cumartesi günü ikimiz ayrı ayrı otele gideceğiz. Birbirimizi hiç tanımıyormuş gibi davranacağız. Ben odaya yerleşeceğim. Seninle havuzda karşılaşacağız, orada tanışacağız. Daha sonra neler olacağını sen halledeceksin. Beni ilk kez tanıştığın biriymiş gibi tavlayıp sevişmeye ikna edeceksin!” dedi. “Tamam!” dedim, ama Çarşambadan Cumartesiye dokunmamak hoşuma gitmemişti. Ne yapalım katlanacaktık. Salı gecesi harika bir seks yaşadık ve perhize başladık. Gerçekten Cuma gününe kadar gerekli olmadıkça konuşmadı benimle ve ayrı yattık. Cuma günü işime gittim. Saat 13 gibi telefonum çaldı, arayan eşimdi. Annesi hastalanmış, gitmesi gerekiyormuş. Üzüldüm, ama bütün plan da bozulmuştu. Ve ben 3-4 gün daha perhize devam edecektim. Uçak biletini almış, Otelin rezervasyonunu gelecek haftaya ertelemiş. Uçağı saat 18 de kalkacakmış. Ne yapalım, tüm düşüncelerimiz haftaya kalmıştı. Saat 16 gibi işten çıktım, evden eşimi alıp hava alanına götürdüm. Yolcu ettim ve hava alanından çıktım. Evde yemek yoktu, dışarıda yemek yiyip eve gidipdinlenmek istedim. Yoldayken telefonum çaldı. Arayan Sibeldi. Eşimin ona telefonda annesinin hastalandığını söylediğini, geçmiş olsun dileklerini iletti. “Evde yemek yoktur şimdi, istersen bana gel, yemeğim var birlikte yeriz!” dedi. Ben de olur dedim. Evinin önüne gelinceye kadar saat 20 olmuştu. Güzel bir sofra hazırlamış, balık yapmış. Yemeğe başladık. “Balık Rakısız olmaz!” dedi, hadi Rakı ile devam ettik. Çok güzel geçiyordu… Eşim aradı. Ulaşmış, annesinin ciddi bir şeyi yokmuş, ama yine de gittiği iyi olmuş. Ne yediğimi sordu. Ben de, “Sibelde Balık Rakı yapıyoruz!” dedim. “Sibeli verir misin?” dedi. Sibel telefonumun hoparlörünü açtı. Eşim, “Kız kocama iyi bak, aç bırakma, sana emanet, sakın çapkınlık falan yapmaya kalkmasın!” dedi, gülüştük. Telefonu kapattık. Yemek faslı bitince Sibel, “Ben sofrayı toplayayım!” dedi. Birlikte topladık. Masayı temizledik. Meyve getirdi, koltuklara geçtik. Birer duble daha Rakı koydu. Onu da bitirdik. Yeniden tazeledik. Çakır keyf olmuştuk ikimiz de. Bir ara mutfağa gitti, dönerken bileği burkuldu ve elindeki çerez tabağı yere düşüp kırıldı. Dizlerinin üzerine kapaklandı. Hemen fırladım kaldırdım, kanepeye yatırdım. Ayak bileğini ovuyordu. Sanırım zedelenmişti. Tabağı, dökülenleri topladım. “Hadi seni yatağına götüreyim!” dedim. Kolunu boynuma doladı belinden tutup götürdüm. Yatağa uzattım. Bileğine baktım, bir şeyi yok gibiydi, ama yine de ağrıdığını söyledi… Ben biraz ovaladım iyi gelmişti. Banyoda ağrı kesici merhem olduğunu, onunla ovmamı istedi. “Tamam, ama geceliğini giy, taytla olmaz.” dedim. “Tamam.” dedi. Banyoya gittim Pomatı aldım biraz oyalandım, döndüğümde kapıyı tıklattım, “Giyindin mi?” dedim. “Evet, gelebilirisin!” dedi. Kapıyı açtım, aman Tanrım, kısacık bir gecelik ve içinde birşey yok, heryeri görünüyor, ama memeleri harika. Yinede aklıma kötü birşey getirmedim, çünkü onu yazlıkta da bikiniyle ve bir seferinde duşta çıplak görmüştüm. Yatağın kenarına oturdum ayağını avuçlarıma aldım, biraz okşadım. Tam elime Pomat sürecekken doğruldu, iki elimi tuttu, “Ayağımda birşey yok…” dedi ve ağlamaya başladı. Sonra da, “Sedat abi senle konuşmak istiyorum!” dedi. Şaşırmıştım, “Dinliyorum?” dedim. “Ben bu güne kadar evlenmedim ve elime erkek eli değmedi. Çıkan taliplerimi de bir erkeğin bana dokunmasından, kızlığımın bozulmasından korktuğum için reddettim. Şimdi bir erkek arkadaşım var ve benimle evlenmek istiyor. Ama ben korkudan yine red edeceğim. Kızlığımı değer verdiğim, güvendiğim birinin bozması ve bu korkumu yenmemi sağlamasını istiyorum. Bunu da ancak sen yaparsın, çünkü sana güveniyorum!” dediğinde daha da şaşırmıştım… “Bak Sibel… Kızlığını sevdiğin adama vermelisin, bunda korkulacak birşey yok. Ayrıca sen eşimin arkadaşısın, bunu benimle yapman doğru değil. Ben eşime ihanet etmek istemiyorum.” dedim. “Hayır… hayır yapamıyorum. Bir erkeğin bana dokunması çıldırtıyor beni. Bunu ancak sen yapabilirsin. Bunu ihanet olarak görme lütfen, ben de arkadaşımın kocasını ayartan biri değilim. Bu işi sadece tıbbi bir işlem olarak yerine getir. Çünkü senden başka bir erkeğin bana dokunmasına dayanamıyorum!” dedi. Şok olmuştum. Kafam karmakarışıktı. Salona geçtim bir duble Rakı koydum kendime. Karanlıkta oturuyordum. Düşünüyordum. Nasıl yapardım böyle birşeyi, nasıl ihanet ederdim eşime, hem de en samimi arkadaşıyla. Yapmamalıydım, ama Sibel de zor durumdaydı. En iyisi burdan gitmek diye düşünürken Sibel geldi salona, kanepeye yanıma oturdu. Ağlıyordu. “Yapmak istemiyorsan yapma!” dedi ve bundan kesinlikle eşime bahsetmememi istedi. Bana yakındı, kolumu boynuna doladım, başını göğsüme koydu, titriyordu… Parmağımın ucuyla kolunu okşamaya başladım, kasıldı. “Dur, sakin ol, bu sorununu çözelim birlikte.” dedim. Işığı yakmadan güzel bir müzik hazırladım ve onu dansa kaldırdım. Sarıldı boynuma dans ediyorduk. Sırtını okşamaya başladım, irkildi. Ben de 3 gündür sikişmemiştim ve kollarımın arasında dipdiri bir vücut vardı. İncecik geceliğin üzerine giydiği incecik sabahlık bir yerini örtmüyordu aslında, memelerinin ucunun sertleştiğini hissediyordum. Uzun süre dans ettik. Bir an sırtındaki sabahlığı çıkardım, önce direndi ama sonra vazgeçti.Sikim kalkmıştı. Göbeğine değiyordu. Geceliğini de sıyırdım. Şimdi kollarımda çırıl çıplaktı. Titriyordu kollarımda. Kulağına eğildim minicik bir öpücük kondurdum, “Hiç sik elledin mi?” dedim. Kalbi hızlı hızlı çarpıyordu, “Hayır, korkuyorum! Sadece bir kere seni yazlıkta duşta gördüm. Kocamandı.” dedi. “Gel o zaman!” dedim. Yatak odasına götürdüm onu. Gardrobundan iki ipek fular çıkardım, biriyle gözlerini bağladım. Yatağa sırt üstü yatırdım. Ben de soyundum, sikim taş gibi oluş, şaha kalkmıştı. Ama ne yazık kibizim ürkek ceylanı sikmek kolay olmayacaktı. Beyaz ipek fuları alnında gözlerinde gezdiriyordum irkiliyordu. Yavaşça boynuna indim, kıpırdamaya başladı. Memelerinin etrafında dolaşmaya başladım, inliyordu. Sol ayağını sağ ayağının üzerine koydu ve amını bacak arasında sıkmaya başladı. Bir hayli gezdirdim fuları vücudunda. Derken göbeğine doğru indim, daha çok kasılmaya başladı, inliyordu. Kasıklarına indim. Külot çizgisinde dolaşıyordum. Bacaklarını sıkıyor, kalçalarını kaldırıp indiriyordu. Birden ağlamaya başladı. Kasılıyordu. Kalçalarını vurmaya başladı yatağa, hıçkıra hıçkıra orgazm oluyordu. Memeleri daha dikilmiş, harika görünüyor, bacaklarını sıkıp bıraktıkça amından sular akıyordu. Titreyerek sarsılarak boşaldı. Ben bir sigara yaktım. Sırt üstü yattım. Hep bu şekilde bacaklarını sıkarak masturbasyon yaptığını, bacağını açtığında kesinlikle boşalamadığını söyledi. Gözleri kapalıydı. “Şimdi sıra sende. Sen de benim vücudumu tanıyacaksın!” dedim. “İmkansız, dokunamam!” dedi. “Dene bir kere!” dedim. El yordamıyla fuları aramaya başladı. “Hayır, sen parmak uçlarınla gezeceksin!” dedim. Parmak uçlarını dudaklarıma götürdü, burnuma, kaşlarıma. Sadece yüzümde geziyordu. Nefes alışları sıklaşmıştı. Hiç müdahale etmiyordum. Yüzümde oldukça oyalandı, nihayet boynuma indi, göğsümde geziyordu şimdi. Bir an bacağı sikime değdi, titredi, kasıldı. Devam etti, göbeğime geldi. Şimdi kolu sikime değiyordu, taş gibi dikilmişti sikim. Aşağı indi. Sikimin etrafında dolaştı uzun müddet. Bir türlü cesaret edip dokunamıyordu. Hiç acele etmiyordum, mutlaka merakı galip gelecekti. Yaklaşmaya başladı, artık sikime kaçamak dokunuyordu. Harika oluyordu, içim geçiyor, sikimhiç olmadığı kadar sertleşiyordu… Bir an tamamını tuttu. Bir anda bırakıp gözlerini açmak istedi. Engelledim. “Hayır gözlerini açma, istemiyorsan dokunma!” dedim. “Çok büyük, korkuyorum!” dedi. Serbest bıraktım, ürkek ceylan yine çekingen, sikimin etrafında dolaşmaya başladı. Ama biraz daha cesaretliydi, parmağının birini sikimin ucunda dolaştırıyordu şimdi. Memelerinin ucu sertleşmiş, kasıklarıma değiyordu. Bir anda tüm eliyle kavradı, geri çekti elini, tekrar kavradı. Alışmıştı. Okşamaya başladı. Harikaydı, boşalmamak için zor tutuyordum kendimi. Sikimin ucuna bir minik öpücük kondurdu, açılmıştı artık. Biraz sonra ürkek öpücük yerini müthiş bir oral sexe bırakmıştı. Harika emiyor, sıvazlıyordu. Uffff nefisti… Artık zor tutuyordum kendimi, ama ağzına da boşalmak istemiyordum doğrusu. Kıpırdadım yerimden. Durdu. Onu sırt üstü yatırdım. Boynundan kulak memelerinden öpmeye başladım yeniden kıvranmaya başladı. Yavaşçacık dudaklara geldim, önce kaçırdı dudaklarını, sonra teslim etti. Hiç öpüşmemişti bu güne kadar, acemice öpüyordu. Sonra kendini bana bıraktı. Dudaklarını araladım. Dilim diliyle dans etmeye başladı. Artık ustalaşıyordu. Yavaş yavaş boynundan aşağıya doğru indim. Kıvranıyordu. Memelere gelince yine kasıldı. Ama dilim memelerinin etrafında dolaştıkça aldığı zevk arttı. Meme uçlarına dil attım, üzüm gibi şişmişti. Yavaş yavaş göbeğine doğru indim, ayaklarını yine üst üste koydu amını sıkmaya başladı. Aşağı indim, bacaklarını hafifçe aralamak istedim. Kastı kendini. Anlaşılan açmayacaktı. Başka formül bulmalıydım. Yüzü koyun çevirdim. Ensesinden öpmeye başladım. Aşağıya doğru indikçe ürperiyor, kıvranıyordu. Bel çukurunda dilimle dairelerçizdim. Kalçalarını kaldırmaya başladı, bacakları hala sımsıkı kapalıydı, sıkıp gevşetiyordu. Belinin iki yanından tutarak kalçalarını kaldırdım, başını yastığa gömdü, ama bacakları yine bitişikti. Arkadan harika görünüyordu. Amına dilimi gömdüm, emmeye başladım. Kalçaları daha çok dikildi. Emdikçe suları akıyordu. Dilimi sokup çıkarıyordum derinliklerine. Uzun süre devam ettim böyle. Sonra sikimi elime alıp amında gezdirmeye başladım. Fark etmemişti. Dilliyorum sanıyordu, ama bacaklarını da açmıyordu. Bacaklarını bacaklarımın arasına aldım. Sikimi dayadım, kıvranıyor, memelerini yastığa sürtüyor, inliyordu şimdi. Hala dayadığım sikimi farketmemişti, dilliyorum sanıyordu. Biraz bastırdı kendini, başı girmişti. Kızlığına dayanmıştı. İnliyordu. Hafif hafif girip çıkıyordum, sel gibi suları akıyordu. Bir anda kalçalarını geriye verdi,sikim önce kızlığına takıldı sonra yağ gibi girdi yarıya kadar, iniltisi odayı dolduruyordu. Kıpırdamadım ben, kendisini ileri geri oynatarak gidip geliyordu. Biraz sonra birden bastırdım, şimdi köküne kadar içindeydi. “Ahhhh!” diye bir ses çıktı. Sikimin kenarından kan sızıyordu. Biraz durdu, ileri geri oynatmaya başladı. Artık kendimi tutamıyordum. Fışkırmalıydım amına… Bir anda patladım. Şaşırmıştı. Kasıldı. “Çok güzel emiyorsun, içime sıcak birşeyler akıyorrrr, harikaaaa!” diye hızlandı. O hala sikimin farkında değildi. Hızlandı, hızlandı ve kasılmaya başladı. Titreyerek boşaldı, yığıldı yatağa, ben de üzerine yığıldım… İpek beyaz fularla sızan kanı sildim. Görmeyeceği yere koydum. Yana devrildim. İkimiz de soluk soluğaydık. Birer sigara yaktık. Çarşafı göğüslerine çekti. Çok farklı şeyler hissettiğni söyledi, “Çok güzel emdin beni, ama içime fışkıran o sıcak şey neydi?” dedi. Anlaşılan sikildiğinin, o çok korktuğu kızlığının bozulduğunun farkında değildi. Güldüm, dudaklarına bir öpücük kondurdum. Fuları aldım elime, “Artık sen kadınsın!” dedim. Şaşırdı. Gözlerinden iki damla yaş süzüldü, “Ne yani, oldu mu şimdi?” dedi. “Evet… Bak bu kan senin kadınlığa geçişini simgeliyor!” dedim. Öptüm, kokladım, “Hadi şimdi banyoya gir!” dedim. Kalktı yataktan, müthiş vücuduyla banyonun yolunu tuttu. Ben de yatağa uzandım bir sigara yaktım. Hiç düşünmediğim şeyler yaşamıştım. Eşim bilse ayrılmaya bile kalkardı… Biraz sonra banyodan bornozla geldi, yanakları pembe pembe idi. Yaramıştı ona. Kafam karmakarışıktı. Yataktan kalktım banyoya gittim. Sıcak su iyi gelmişti. Biraz kafamı toplamıştım. Niyetim duşumu alıp giyinip evimin yolunu tutmaktı. Banyodan çıktım, yatak odasına geldim, külodum pantolonum toplanmış asılmıştı. Ama Sibel yoktu. Gecenin saat 3’ü olmuştu. Seslendim. “Salondayım…” dedi. Belimde havluyla oraya yürüdüm. Siyah bir gecelik giymiş ve ortadaki sehpanın üzerini boşaltmış, üzerine çikolata meyve çerez tabaklarını yerleştirmiş, kristal bir kasenin içine kızlık kanını sildiğim bembeyaz ipek fuları yerleştirmiş ve buz kovasının için de bir şampanya şişesi. “Hayrola?” dedim. “Bunu kutlamalıyız!” dedi. “Tamam, giyinip geleyim.” dedim. “Yok… Giyinmene gerek yok, öyle gelebilirsin!” dedi. “Olmaz!” dedim. “O zaman sadece külodunu giy!” dedi. Giyip geldim. Beni oturttu. Şampanya şişesini aldı. Patlattı. İyiki fazla ses çıkmamıştı, yoksa apartmandakiler ayaklanabilirdi. Kadehlerimizi doldurdu. Yanağıma minicik bir öpücük kondurdu, “Teşekkür ederim! Beni büyük bir sorundan kurtardın!” dedi. Ben de, “Bu işi arkadaşınla yapmalıydın!” dedim. “Yapamadım. Olmadı. Olamıyor. Hem arkadaşıma bakire olmadığımı söylemiştim!” dedi. Şampanyalarımızı yudumlamaya başladık. Yanıma oturdu. Sırtını kanepenin yanına dayadı. Ayaklarını kucağıma uzattı. Şeffaf geceliğin altında külot yoktu. Pırıl pırıl amı kadınlığının gururuyla gülümsüyordu sanki. Neden böyle bir korkusu olduğunu sordum. Ailesinin tek kızıymış. Çok iyi bir yaşantıları ve çok güzel bir annesi varmış. Küçükken annesinin odasından sesler geldiğini, annesinin inlemelerini, Ahhhh ve Offff’larını duydukça, başını yastığın altına sokup ağladığını, babasının annesine işkence yaptığını sandığını anlattı. Sibel biraz daha büyüdüğünde, bir gece sesler o kadar artmış ki, kalkıp mutfaktan bir bıçak almış, annesinin yatak odasının kapısına gelmiş, içeri dalmayı ve annesini kurtarmayı düşünmüş. Fakat bir anda aklına kapının anahtar deliğinden içeriye bakmak gelmiş. Eğilmiş bakmış… Babası sırt üstü yatmış, annesini üzerine oturtmuş. Annesi de, “Ohhh, sik hadi, kökle!” diye zevkten ve mutluluktan kıvranıp duruyormuş. Sibel tabii şaşırmış. Bakmış ki annesi hiçte işkence görüyor gibi değil, geri odasının yolunu tutmuş. Biraz sonra annesi banyoya gitmiş. Banyodan çıktığında Sibel annesini kapıda karşılamış. Annesi, yüzünde güller açmış bir halde, Sibelin yanağını sıkmış, “Noldu kızım uyuyamadın mı? Hadi yat uyu!” demiş ve gülümsemiş, yatak odasına gitmiş. O geceden sonra Sibel babasının annesine yaptığı şeyin kötü birşey olmadığını düşünmüş ve onların her sevişmelerinde seslerini dinleyerek masturbasyon yapmış. Üniversiteyi kazandıktan sonra da birçok erkek arkadaşı olmuş, ama iş ilerleyince içindeki korku büyümüş. Dokundurtmamış kimseyi kendine. Birçok talibini de reddetmiş. Şimdi biriyle arkadaşmış. Onu da bu korkusundan dolayı reddetmek üzereyken aklına ben gelmişim. Bana karşı, diğer erkeklere duyduğu gibi korku duymadığını, beni yazlıkta duşta çıplak gördüğünde anlamış. Orada ilk kez bir erkeğin sikini okşamak istediğini düşünmüş. Ve benden yardım istemeye karar vermiş… Şampanyalarımız bitmişti. Kalkıp yeniden doldurdu kadehlerimizi. Ayağını yeniden kucağıma uzattı. Etkilenmiştim. Ayak bileklerini okşamaya başladım. Ürperdi. Dizlerine kadar çıktım. Bu arada sikim de yeniden taş gibi olmuştu. Ayağının birini kaldırıp kanepenin sırtına koydum. Amı yine sulanmıştı. Yavaş yavaş yukarıya doğru hareketlendim. Açıldı iyice, parmağımı amının etrafında gezdirmeye başladım. İnliyordu, gözleri kapalıydı. Parmağımla klitorisine baskı yapmaya başladım. İyice ıslandı. Memelerini geceliğinin üzerinden sıkmaya başladım. Bir çırpıda geceliğini çıkardı, pırıl pırıl pürüzsüz tüysüz vücudu karşımdaydı. Gömdüm ağzımı amına, içime çeke çeke emmeye başladım. Çıldırmıştı. İnlemeye başlamıştı. Kaldırdım, sırtımı kanepeye yasladım, ata biner gibi üzerime aldım. Sikim tam amının ağzındaydı. Başını sürtüyordum şimdi. Suları akıyordu. Azıcık eğildi, memelerini dudaklarıma verdi. Sonra da bir anda kendini sikimin üzerine bıraktı. Köküne kadar içindeydi şimdi. Ağzından bir, Ahhhhh!” döküldü. Komşular duymadıysa iyi… Zıplamaya başladı üzerimde. Çığlık çığlığa boşalıyordu. Bende zor tutuyordum kendimi. Bir anda fışkırtmaya başladım. Kasıldı, o da geliyordu. Çılgın gibi inip kalkıyordu. Daha sonra üzerime yığılıp kaldı. Kalktık yeniden duşa girdik birlikte, birbirimizi yıkadık, sonra yatak odasına geçip sarıldık birbirimize. Zaten gün ağarmış, sabah olmuştu. Sarıldık öylece uyuduk. Derin uyurken bir elin sikimle oynadığını hissettim uyandım, saat 11’i geçiyordu. Bizim ürkek ceylan sikimle oynuyordu, “Hayrola?” dedim. “Uyanmalı artık!” dedi, emmeye başladı. Amı sıcak ve ıslaktı yine. Sikim yine taş gibiydi, bu sefer ben de azmıştım. Birden döndürüp sırt üstü yatırdım, bacaklarını omzuma aldım, kökledim, gerçek sikilmeyi görmeliydi. Çıldırmıştı yine, kökledikçe inliyor, bağırıyordu. Kalçalarına vura vura siktim, yine biraz sonra çılgın gibi içine fışkırtım. O da boşalıyordu. Harikaydı. Bittik ikimiz de. Yığıldım kaldım üzerine. Kalktık banyoya girdik. Ben banyodan çıkıncaya kadar kahvaltıyı hazırlamıştı. Birlikte kahvaltı yaptık. Giyindim evden çıktım. En yakın eczaneye uğrayıp ‘Ertesi Günü’ haplarından aldım. Geri döndüm, ürkek ceylanıma içirdim. Ne olduğunu sordu. Söyledim, “Seni kocana açık göndereceğim, ama hamile göndermek istemem!” dedim, gülüştük. Dudaklarımdan öperek uğurladı. Evime gittim. Yatağı yatılmış gibi bozdum. Akşam eşim gelecekti. Hava alanından alacaktım onu. Sanki kahvaltı yapmışım gibi çay demledim. Kahvaltı sofrası hazırladım. Her şey eşimin şüphelenmeyeceği şekildeydi artık. Biraz uzanıp dinlendim. Ve akşam 19 da hava alanının yolunu tuttum. Gelmişti fıstığım. Eve geldik, yemek hazırladık, birlikte yedik. Biraz sonra Sibel telefon açtı, “Hoş geldin!” dedi. Eşim de, “Kız kocama iyi baktın mı? Aç falan bırakmadın değil mi?” dedi. Sibel de, “Yok yok, çok iyi baktım. Balık Rakının üzerine kaymaklı kadayıfta yedirdim!” dedi. Gülüştüler. Ben birşey anlamamıştım, ama meğerse iş başkaymış… [Sedat]

Evli Alman Hatunu Pamukkalede Siktim!

 
Selam arkadaşlar, ismim Vural. Kuşadasında yaşıyorum ve Türkiyenin büyük bir seyehat acentasında Kokartlı Profosyonel Turist rehberi olarak çalışıyorum. Bu anlatacağım olayı geçen sene yaşadım. Kuşadasından bir yabancı turist kafilesiyle 2 günlük Pamukkale turuna çıkacaktım. Sabah kalkış saati geldi hareket ettik. Tur başlayınca ilk işim kendimi ve şöförü tanıtmak olur. Sonra da tur güzergahını ve 2 günlük proğramımızın detaylarını anlatırım. Tabii bu arada otobüsteki grubu tepeden tırnağa süzerim, aralarında Halı Kuyum Deri müşterisi var mı, sikilecek karı var mı diye. Hemen hemen her grupta mutlaka bir iki sikilecek karı çıkar. Kesinlikle bu bir abartma veya atma değildir !!!
O gün de grupta çoğu evli çift olmak üzere bir kaç tane de tek karı vardı. Tek karılar pek öyle ahım şahım güzel değillerdi. Otobüsteki en güzel ve sexy karı olan, 30’lu yaşlardaki Sylvia ise malesef tura kocası ve 2 küçük çocuğuyla katılmıştı. Hani kocası ve çocukları olmasaydı kesin sikmek isterdim ve sikerdim de. Başından beri o aileye, Halı alacak müşteri gözüyle baktım, o niyetle ilgilendim. Yorucu bir otobüs yolculuğundan sonra Pamukkaleyi ve Hierapolis antik kentini, antik tiyatro ve mezarlığı gezdikten sonra akşamotele giriş yaptık. Grubun anahtarlarını dağıttım, akşam yemek saatini bildirdim ve otelin termal havuzunun gece 23:00’e kadar açık olduğunu, şifalı suda yüzebileceklerini söyledim. Grup odalarına dağıldı. Akşamyemek saatinde restorana indiler, grupça yemek yedik. Tüm gruba birer duble Rakı ısmarladım. Bunu herzaman yaparım, grubun neşesini ve memnuniyetini yükseltmek için. Genelde gruptaki yetişkin herkes ısmarladığım Rakıyı içer. Tadına bakıp da sevmeyen olursa, ona bir kadeh Şarap ısmarlarım. Yemekten sonra sadece bizim gruba özel dansöz çıktı. Dansözün şovundan sonra kalktık. Kimisi otelin barına, kimisi de termal havuza yüzmeye gitti. Ben de mayomu giydim havuza gittim.
Havuzda 4-5 tane yaşlı müşteri ve Sylvia yüzüyordu. Ben de girdim havuza, kendi halimde yüzüyordum. Sylviaya özellikle yanaşmıyordum ki, havuzn yanıbaşında çocuklarıyla oturan kocası kıl olmasın ve ertesi gün gireceğimiz mağazalardan alışveriş yapsınlar diye. Saat 22:00’ye kadar falan yüzdük. Bu arada ben kocasının yanından yüzerek geçerken adamla bazen bir iki kelime birşeyler konuşup geçiyorum, arayı ısıtmak için, güvenini sağlamak ve iyi satış yaptırmak için. Yüzerken Sylviayla karşılaştığımızda ve birbirimizin yanından yüzerek geçerken sadece tebessüm ediyorduk birbirimize. Derken havuzda yüzen o yaşlı müşteriler çıkıp yatmaya gidince, havuzda sadece Sylvia ve ben kalmıştık. Durum böyle olunca ben özellikle Sylvianın yüzdüğü yere yakın yüzmüyordum. Sonra kocası Sylviaya seslendi, çocukların uykusunun geldiğini ve sabah erken kalkılacağını söyleyerek havuzdan çıkmasını istedi. Fakat Sylvia kocasına, “Sen yatır çocukları, ben havuz kapanana kadar yüzeceğim!” dedi. Kocası da cevap vermeden çocukları aldı odaya gitti, ama Sylviaya sinirlenmişti.
Biz kaldık mı koskoca havuzda Sylvia ile başbaşa! Sylvia yüzerek yanıma yaklaştı ve bana turun ertesi günkü etabıyla ilgili sorular sormaya başladı. Havuzun kenarına tutunduk, suyun içinde tur hakkında konuşmayabaşladık. Derken Sylvia pat diye damdan düşer gibi, “Rehberlerin çok çapkın olduğunu duymuştum, bana niye hiç asılmıyorsun? Kocamdan mı çekiniyorsun, yoksa beni yeterince çekici ve güzel bulmuyormusun?” dedi. Ben cevap vermek istemedim, sadece gülümsemekle yetindim. “Anladım, Evlisin!” dedi. Evli olmadığımı, bu meslekle evliliğin yürümediğini söyledim. O halde niye asılmadığımı tekrar sordu ve suyun içinde ayağını önüme uzattı ve sikime bastırmaya başladı. Resmen sikişmek istiyordu. Ben yine mesafeli davranıyordum, çünkü havuzun etrafında bir iki tane yavşak garson dolanıp duruyoru. Böyle şeylerin acentanın kulağına gitmesi pek hoş olmadığı için, garsonların veya diğer otel personelinin yanında müşterilerle bu tür yaklaşımlarda bulunmamaya çalışıyordum. Sylvia, “Kocamdan çekiniyorsan, çocukları odada yalnız bırakıp gelemez o!” dedi…
Ben de, “201 nolu odada kalıyorum, 5 dakika sonra odama gel o halde!” dedim ve Sylviayı havuzda bırakıp odama gittim. Az sonra kapıyı tıklattı, açtım. Sylvia içeri girdikten sonra kapıyı kapadım ve kapının arkasında öpüşmeye başladık. Ama nasıl öpüyor, resmen dudaklarımı kemiriyor, elini de mayomun içine sokmuş sikimi avuçlayarak. “Yavaş ol biraz yavrum, bu acelen ne?” desem de beni dinlemiyor, kıtlıktan çıkmış gibi saldırıyor. Dudaklarımı bırakıp önüme çömeldi, mayomu çıkarıp sikime saldırdı. Zaten kalkmış sikimi bir süre ağzına alıp sakso çekip iyice kıvama getirdikten sonra, bikinisinin altını üstünü fora edip, elimden tutarak yatağa sürükledi beni. Sırtüstü yatıp bacaklarını ayırdı. Elimi kıllı amına attım, okşamak, biraz yalamak istiyordum, “Bırak şimdi! Gel buraya!” diyerek beni üstüne çekti. Bacaklarını belime dolayarak tek hamlede sikimin tamamını amına vakumladı. Ben ağır ağır pompalamaya başladım, fakat Slyvia öyle bir acele ediyordu ve hızlı sikmemi istiyordu ki, sanki kaçan Uçağa yetişmek ister gibiydi.
Daha amına gireli 1 dakika olmadan bu sarsılmaya ve titremeye başladı ve orgazm oldu. Çok kadın siktim, ama bu kadar çabuk orgazm olan bir kadın daha görmemiştim. Kazık gibi sikimi amının içinde esir tutuyordu, bırakmıyordu ki ileri geri yapayım. Dudaklarını uzatarak dudaklarımı kaptı ve dudaklarımı kemirirken, amını gevşetti ve altımda kendisi hafif hafif ileri geri yapmaya başladı. Ben de bu hareketlerine katılıp amına girip çıkmaya başladım. Fakat bir türlü tam olarak ne istediğini anlayamıyordum, hızlanıyordum, sikimi amında kıstırarak beni yavaşlatıyordu. Amına yavaş yavaş girip çıkıyordum, bu sefer de belimden asılarak hızlanmamı istiyordu. Bir de sikişirken hiç konuşkan değildi, ne birşey söylüyordu, ne de herhangi bir inleme sesi çıkarıyordu. Doğrusu karıyı ne tarzda sikeceğimi bilemiyordum…
Neyse ki hatun, sikim amındayken beni yatağa devirdi ve yuvarlanarak üstüme çıktı ve insiyatifi eline aldı. Başladı kafasına göre üstümde zıplamaya. Bazen deli gibi hızlanıyor, bazen durma derecesinde yavaşlıyordu. Sonunda göğüslerini bana iyice yapıştırarak, kısa kısa gidip gelmelerle yeniden orgazm oldu. Ben daha boşalmamıştım, sikim kaygan amının içinde zonkluyordu ve hareket etmeme müsade etmiyordu. Kasılması ve titremesi bitince sordum, “Peki ben ne olacağım?” diye. Sikimin üstünden indi ve saksoya başladı. Taşaklarımı sıkarak sikimi 4-5 dakika emdikten sonra ağzına boşalttı, döllerimi direkt midesine indirdi. Sikimi yalayarak temizledikten sonra, benim şaşkın bakışlarım eşliğinde bikinisini giydi ve “Kusura bakma, sabaha kadar kalmak isterdim, fakat gitmem gerek, kocam sinirden kudurmuştur şimdi. Zaten kocamla aramız bozuktu, Türkiyeye tatile gelme sebebimiz çatırdayan evliliğimiz yeniden rayına oturtmak içindi…” dedi. Benden E-Mail adresimi alıp, dudağıma bir öpücük kondurup gitti.
Sabah, turun 2. ve dönüş gününde, Sylvianın da kocasının da suratları asıktı. Muhtemelen dün gece kavga etmişlerdi. Mağzaları ziyaret ettiğimizde ise ikisi de girmedi içeriye, yani o aileye Halı falan satamadım. Tur bitip Kuşadasına vardığımızda, tüm grup neşeliydi ve otobüsten inerlerken bana ve şöföre teşekkür edip, bahşiş vererek ön kapıdan indiler. Sylvia ve kocası ise arka kapıdan inip, bizle vedalaşmadan otellerine gittiler. Tatilleri boyunca birdaha da görüşmedik. Havaalanı transferlerine Transfermenler eşlik ediyor ve benim de o gün zaten turum vardı.
Herkese güzel sikişler diliyorum arkadaşlar!
[Vural] (Rakı Power)

Genç Yakışıklı Masörle Seksli Masaj!

Masaj yaptırmasını çok seven biriyimdir. İş için bulunduğum İzmirde, bir tatil günümde, arkadaşımın tavsiyesi üzerine bir masaj salonuna gittim. Arkadaşımın dediği gibi güzel nezih bir yere benziyordu. Rahatlatıcı oil masajı istediğimi söyledim ve masajını yapılacağı odaya geçtim. Girmeden önce üzerimde hiçbirşey kalmaması ve havlu ile örtünmemi söylemişlerdi. Ben de söylenen gibi yaptım ve havlu belimde, masaj yatağına sırt üstü uzandım, beklemeye başladım. İçeriye omuzları geniş, atletik vücutlu, orta boyda, 26-27 yaşlarında, adının Arda olduğunu öğrendiğim yakışıklı genç Masör girdi. Bana selam verip, eline masaj yağlarını alıp yanıma geldi ve ilk önce vücudumu yağladı. Artık vücudum yağ içinde parıldıyordu. Boynumdan başlayarak omuzlarıma ve göğüslerime indi. Karnıma ve kasıklarıma geldiğinde benim sikim kalkmaya ve havlunun altından belli olmaya başladı. Arda bunun normal olduğunu, vücut gevşeyince böyle tepkilerin verdiğini söyleyerek devam etti.

Artık bacaklarıma masaj yapıyordu ve ben iyice gevşemiş, rahatlamıştım. “İsterseniz havluyu alayım, kasıklarınıza ve bacak aralarınıza da yapayım?” dedi. Ben de, “Tamam.” dedim. Arda havluyu çekip aldı ve benim 16’lık sikim tam karşısındaydı. Kasıklarıma masaj yaparken arada eli sikime değince irkiliyordum. Sonra bacaklarımın arasına yapmaya başladı. Eli busefer taşkalarıma değiyordu. Biraz sonra taşaklarımı tutup ellemeye ve parmaklarını taşaklarımın altından götümün deliğine doğru uzatmaya başladı. Ben gevşemeden dolayı nerdeyse boşalmak üzereydim ki, birden bırakıp, “Artık sırtınıza ve belinize başlayalım…” dedi. Yüz üstü döndüm, götüm artık ona teslim olmuş gibi ortadaydı.
Sırtımı da yağladı ve masajı omuzlardan sırta, belime inerek yapıyordu. Bacakalarıma masaj yaparken, ben kendimi artık tamamen onun ellerine teslim ettim. Belimden kalçalarıma geldi ve elleri sanki kayıyor okşuyor gibi hareketlerle götümü elliyordu. Arada deliğimin çevresine parmakları ile baskılar yapıyor, deliğimi gevşetiyordu. Harketleri deliğimin çevresinde yoğunlaştı ve deliğime parmağının birini sokmaya başladı. Hiç zorlanmadan yağlı olan parmağı gevşemiş deliğime girdi. Ben de rahatlamanın da etkisi ile zevk alıyordum ve acaba nekadar ileriye gidecek diye düşünerek ses çıkarmadan beklemeye başladım. Bir eliyle götümü parmaklıyor, diğer eli ile taşaklarımı okşuyordu. Bir parmak iki oldu, üç oldu, derken artık deliğim tamamen gevşemişti. Sonra taşaklarımdaki eli çekildi ve bir süre sonra götümün ondan taraftaki yanağında bir sıcaklık hisettim, yarrağını çıkartıp sürtmeye başlamıştı…
Benden tepki gelmeyince iyice cesaretlenip, “İsterseniz yukarıya çıkıp belinize daha iyi masaj yapabilirim.” dedi. Ben de sadece kafamı salladım, onayladım. Bacaklarımın arasına üstüme çıktı. O da altını çıkarmıştı, belime masaj yaparken siki götümün yanaklarını arasına sürtüyordu. Ellerini götüme kaydırıp deliğime tekrar masaja başladı. Ellerine daha çok yağ alıp götümü ve deliğimi dahada kayganlaştırdı. Artık deliğime parmakları daha rahat giriyordu, ama bir türlü sikini deliğime getirmiyordu. Ben, “Biraz ordan omuzlarıma uzanırmısın?” dediğimde, biraz daha cesaretlenip sikini göt yanaklarımın arasına sokarak ellerini omuzlarıma uzattı. Siki artık deliğime baskı yapıyor, üstten sürtüyordu ama birtürlü deliğime sikinin başı denk gelip girmiyordu. Ben götümü biraz havaya kaldırıp biraz ona doğru itince, siki deliğimi buldu ve zorlamaya başladı. O da artık tamamen işin onda olduğunu anlamıştı. Sikini eli ile yağlayıp deliğimin tam üstüne getirip zorladı ve biranda löp diye girdi…
Sikini görmedim, ama büyükçe bir sike benziyordu, içimi doldurmuştu. Artk gitgele başlamıştı, altında ben inliyordum, o da, “Güzel götlüm benim!” diyerek üzerime uazanıp ensemi boynumu öpüyordu. Bir süre beni bu şekilde siktikten sonra çıktı ve beni sırt üstü çevirip bacaklarımı omuzlarına aldı. O sırada sikini elime alıp biraz okşadım, tahmin ettiğim gibi 19-20 cm kadardı. Sikini deliğime nişanlayıp soktu ve bacak omuzda sikmeye başladı. Tamamen onun olmuştum, çok güzel sikiyordu beni. Bir süre sonra, “Geliyorum!” diye inleyerek içime boşaldı. Siki küçülmeye başlayınca çıkardı ve “Şimdi senin rahatlama vaktin!” deyip sikimi eline aldı ve sıvazladı. Sonra ağzına alıp emmeye başladı. Ben de bir süre sonra onun ağzına boşaldım. Son damlasına kadar emdi. Müthiş rahatlamıştım. Banyo yapıp öyle çıkmamı söyleyerek, üstüm yağ içinde banyoya soktu beni, okşar gibi yıkayıp, kendisi kuruladı…
Ordan çıkınca hemen bana orayı tavsiye eden arkadaşımı aradım ve teşekkür ettim.
[Aydın]

Karısını Siktim Ama Benim Suçum Varmı?

Merhaba arkadaşlar. Benim suçum var mı, okuyunca karar verin. Ben Erol, 45 yaşımda dul ve yanlız yaşayan bir adamım. Karısını siktiğim Kemal abi ise 60 yaşında bir adam, çocukluğum ellerinde geçti sayılır. Cimri, tutucu, geveze bir adam. Hele hele içkiliyken kimsenin konuşma şansı yoktur. Çok asabi bir adamdır. Karısı 50’sinde var, ama çok güzel, taş gibi bir kadın, uzun boylu, bebek gibi, dolgun dik gögüslere, pürüzsüz vücuda, yuvarlak iri kalçalara, uzun sütün gibi bacaklara sahip bir kadın. Kemal abi benim yalnız olduğumu ve akşamları içki içtiğimi bildiğinden, canı içki istesin, çenesi düşsün gelir benim eve. Sanki benim ev meyhane! 1-2 duble de içsin, artık o gidene kadar dinle onu. Birgün olsun bana gelirken bir ufak rakı alıp gelmez. Ben nezaman onun evine gitsem, “Evde rakı yok Erolum, al gel de içelim!” der, kendisi alamaz sanki, cimri herif!
O gün de ben yine evimde içiyorum, adam sanki rakının kokusunu alıyor, geldi hemen oturdu çilingir soframa. Birkaç duble içtik, bu başladı kadınlardan, kızlardan, saunalardan falan bahsetmeye, “Böyle yerler varmış, sen biliyorsundur, kadınlar çalışıyormuş!” diye. Beni mi deniyor bu? İlk defa böyle konuşuyordu. “Bilmiyorum abi!” dedim. “Nasıl bilmezsin? Dul adamsın, ne yapıyorsun? Sen bilmezsen kim bilir?” dedi. Aslında saunada takıldığım bir kadın var, ama söylemedim. Neyse rakımız bitti, bu yine başladı, “Biliyormusun, bilmiyormusun? Yoksa ben çıkıp gidip arayıp bulacağım! Yıllardır aynı kadın, aynı am, bıktım!” dedi. Buna, “Dur abi…” dedim ve saunada takıldığım Burcuya telefon ettim, müsait olup olmadığını sordum. Burcu ne olduğunu sorunca, “Bir abiyle geleceğiz, ona bir bayan ayarlarmısın?” dedim. “Ayarlayıp seni arayayım!” dedi. 15-20 dakika sonra Burcu aradı, ayarlamış. Bindik benim arabaya, saunaya gittik. Burcu bir bayan ayarlamış bizim ayıya, yeme de yanında yat! Tek kelimeyle mühtişti! Ne şanslı adam, Burcudan bile çok çok güzel bir kadın!
Burcu tanıştırdı bizleri. Odalarımıza geçtik. Burcu bana önce masaj yaptı, sonra güzel bir sikiştik ve kalkıp banyomuzu yapıp salona geçtik, ben Kemalin çıkmasını bekliyorum. Burcu, “Seninkinin işi çok uzun sürdü, adam hem yaşlı, hem içkili!” dedi. Ben Burcuyla konuşurken, Kemalin girdiği kadın çıkıp yanımıza geldi ve bana, “Burcu seni bana anlattı, yazık, sen böyle ayılarla gezme!” dedi. Benim ilk aklıma gelen şey, Kemal kadının parasını kesmiştir oldu, cimridir çünkü. Ne olduğunu sordum. Kadın da, “Burcunun sana yaptığı gibi, ben de ona hizmet sunmak istedim, önce masajını yaptım, sonra sevişelim dedim, yok dedi, fantazi yapalım dedim, yok dedi, oral anal yapalım dedim, yok dedi! Adam tutturdu direkt hak çukuru diye, gitsin anasının hak çukuruna! Vermedim, haberin olsun!” dedi. “Nerede şimdi?” dedim. “Ne yaptıysa, banyo yapıyor!” dedi. O sırada Kemal de giyinip geldi, “Hadi gidelim Erol!” dedi. Çıktık, binip arabaya gittik. Yol boyunca hiç yorum yapmadık. Bunu evinin önüne bırakınca bana, “Aman Erol kimse duymasın, rezil oluruz!” diye tembihledi. Ben de onayladım ve evime gittim.
Sabah merak ettim, Kemale telefon açtım. Kemal erkenden çıkmış gitmiş evden, telefonu karısı açtı ve “Erol nerdesin? Çabuk bize gel!” dedi. “Ne oldu abla?” dedim, “Telefonda olmaz, bize gel!” dedi, kapadı telefonu. Ulan akşam gitti karısını mı dövdü yoksa? diye düşündüm. Keşke öyle birşey falan olsaydı, çok daha kötü şeyler oldu diye korktum. Neyse, merakla evine gittim. Karısı gecelikle kapıyı açtı, salona geçtik. Ben hemen, “Ne oldu abla?” diye sordum. Karısı başladı, “Sen ne şerefsizsin ulan Erol!” diye. Karısı bana hiç böyle konuşmazdı, durmadan bana hakaretler küfürler ediyor. Ben tekrar ne olduğunu sorunca, “Bak Erol, sen yalnızsın, kadına kıza gidersin, normaldir, ama benim kocamı neden ayartıp götürüyorsun pezevenk!” dedi. Ben afallamıştım, “Ne kadını kızı abla?” dedim. Karısı da, “Akşam nerdeydiniz ulan?!?” dedi. “Evde içtik abla!” dedim. “Erol bana yalan söyleme ulan!” dedi. “Ya neden yalan söyleyeyim abla? Nerden duydun öyle şeyleri?” dedim. “Nerden mi? Kemal gece geldi, uyuyordum, beni kaldırdı, sen de kadınmısın, ne kadınlar var, neler yapıyorlar, diye bana hakaret etmeye başladı. Ne kadını falan diye sordum, Akşam Erol ile saunaya gittik! deyince sesimi kestim, karşı gelsem dayak yiyeceğimi biliyordum!” dedi.
Şok olmuştum, ulan Kemal abi, bu da söylenir mi, hemde karısına, bu kadar gevezelik olmaz, pes yani! Neyse, karısı bana bunları anlatıp, hesap sorarken dayanamadım, “Orada dur bakalım abla! Ben değil, senin kocan saunaya gitmek istedi!” dedim ve olanları olduğu gibi anlattım ve “Ben de, kocan yalnız gidip te sağa sola parasını kaptırmasın diye, bildiğim yere götürdüm!” dedim. “Kaç para verdiniz orospulara?” dedi hemen. Cimrinin karısı da cimri olur! Kaç para verdiğimizi söyledim. “O parayı bana vermez ayı, ama elin oruspularına verir!” dedi. “Korkma abla, parayı verdi ama karıya birşey yapamadı!” dedim. “Nerden biliyorsun? Beraber mi siktiniz orospuyu?” deyince, girdiği kadının anlatıklarını anlattım. Bu hemen, “Ayı evdeki karıyı halleti de, birde oruspuları sikmek mi kaldı?!?” dedi. “Yaa? Halledemiyor mu?” dedim. “Nasıl halledecek? 60 yaşında adam, siki mi kalkıyor sanki!” dedi. Kızgınlığı biraz geçmişti. Benim (Burcuyla) neler yaptığımı sordu, “Senbari iyi siktin mi karıyı?” dedi…
Ben detaya girmeden, (Burcuyla) yaptıklarımı anlatmaya başladım, ama bana detayları da anlatmam için ısrar etti. Ben de anlattım. Bunları konuşurken benim yarak kazık gibi oldu. Kemalin karısı oturduğumuz koltukta bana iyice yaklaştı, elini bacağıma koydu, sikime doğru okşamaya başladı. Karı resmen kaşınıyor! Ben de onun geceliğinin üstünden bacaklarını okşamaya başladım. Onu öpmek isteyince, önce nazlandı, ama ok yaydan çıkmıştı, benim vazgeçmeye hiç niyetim yoktu. Bunu öperek halının üstüne yatırdım. Önce dolgun gögüslerini emmeye başladım, sırayla emiyordum. Uçları fındık gibi olmuştu. İnliyordu. Bunun geceliğinin altından külotunu çıkarmak isteyince, önce bacaklarını sıkıştırdı, çırpındı. Ben ne yapıp edip bunun kırmızı külotunu çıkardım. Karı yaşına başına bakmadan Tanga giymiş. Tangasını burnuma götürüp kokladım, mis gibi amcık kokuyordu külodu…
Elini iki bacağının arasına sıkıştırdı, amını kapatıyordu. Ben amını açmaya uğraştıkça, “Erol olmaz, yapma!” diyordu. Ben dinlemiyorum tabii, zorla bunun elini çektim, bacaklarını açtım, yumuldum amına. Amını biraz yalayınca bu gevşedi, zevkten inlemeye başladı. Hemen yarağımı çıkarıp geçirdim amına. Bu, “Oooy! Ne sert yarağın var Erolum!” diyordu. Bunun amına girdikçe, bu inliyordu, “Ooh ooh bas, dibime kadar girsin, çıkarma!” diyordu. Ben bunun amını yarım saat kadar siktim ve ikimiz de doruğa çıktık, ben amına boşaldım.
Kısa bir sessizlikten sonra, “Mahvettin beni, kalk üstümden, yıkanayım!” dedi. Üstünden kalktım. Bu banyoya giderken kalçalarına baktım, ulan ne güzel beyaz kalçları vardı. Banyoda bunu ne yapıp edip götten sikmeliydim. Ben de banyoya girdim. “Burda da mı yalnız bırakmıyacaksın?” dedi. “Beraber yıkanalım!” dedim, girdim duşun altına. O beni sabunladı, ben onun her yerini sabunladım. Bunun arkasına geçip götünü de sabunlayınca, bu irkildi ve “Ne yapıyorsun Erol?” dedi. “Ne yaptığımı görürsün şimdi!” dedim ve kasıklarından tutup götüne geçirdim yarağımı. “Aaah, Erol, ıııh, yırttın götümü, çıkar ne olur!” diye bağırmaya başladı. “Dur bağırma orospu, az kaldı!” deyip pompalıyordum. Bu acıdan inliyor, ellerimi tutuyor, ben köklüyorum. Götüamından çok daha dardı, çok geçmeden götüne boşaldım…
Banyodan çıktıktan sonra bana, canım nezaman isterse kendisini sikebileceğimi söyleyip, karşılığında da bundan sonra bir daha saunalara falan gitmeyeceğime dair söz verdirdi.
Şimdi soruyorum size, bende suç var mı?
[Erol]